CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, gıda ithalatından çiğ süt desteğine, salçalık domatesten fındık ve kuru üzüme kadar tarım sektöründeki gelişmeleri değerlendirdi. Mevcut üretim planlamasının sahadaki sorunlara çözüm getirmediğini savunan Sarıbal, çiftçinin gelirinin güvence altına alınmasını istedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, 13 Ağustos 2026 tarihinde düzenlediği basın toplantısında tarım ve gıda gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Artan üretim maliyetleri, düşük alım fiyatları ve geciken desteklerin çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını öne süren Sarıbal, tarımsal planlamanın ithalat, depolama, destekleme ve pazarlama politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Gıda ithalatındaki artışa dikkat çekti
Türkiye İstatistik Kurumunun haziran ayı dış ticaret endekslerini değerlendiren Sarıbal, bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam ihracat miktarının yüzde 8,1, ithalat miktarının ise yüzde 9 arttığını aktardı. Gıda, içecek ve tütün grubundaki ithalat miktarının yüzde 46,8 yükseldiğini belirten Sarıbal, aynı gruptaki ihracat artışının yüzde 19,1 seviyesinde kaldığını söyledi.
İthalat birim değerindeki düşüşe rağmen satın alınan gıda miktarının arttığını ifade eden Sarıbal, bu tablonun uluslararası fiyatlardan çok Türkiye’nin üretim yapısındaki sorunlardan kaynaklandığını savundu.
Çiftçinin mazotundaki vergilerin kaldırılmasını istedi
Tarım sektöründe yıllık yaklaşık 3,5 milyar litre motorin kullanıldığını belirten Sarıbal, mazotun üretimin bütün aşamalarında temel maliyet unsurlarından biri olduğunu kaydetti. Motorin üzerindeki ÖTV’nin ağustos sonuna kadar sıfırlanmasını geçici bir uygulama olarak değerlendiren Sarıbal, çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV ve KDV’nin tamamen kaldırılması çağrısında bulundu.
Sarıbal, arazi hazırlığı, ekim, sulama ve ürün nakliyesinin yıl boyunca devam ettiğini belirterek vergi indiriminin yalnızca belirli bir dönemle sınırlandırılmasının üreticinin maliyet sorununu çözmeyeceğini söyledi.
Çiğ süt desteği için açıklama çağrısı
Hayvancılık sektöründeki sorunlara da değinen Sarıbal, 2026 yılı çiğ süt desteğinin henüz açıklanmadığını bildirdi. Ulusal Süt Konseyinin çiğ inek sütü tavsiye fiyatını destek hariç litre başına net 24 lira 30 kuruş olarak belirlediğini hatırlatan Sarıbal, TÜSEDAD’ın Temmuz 2026 için açıkladığı model işletme maliyetinin ise 26 lira 87 kuruş olduğunu aktardı.
Küçük işletmelerin üretim maliyetlerinin daha yüksek, pazarlık güçlerinin ise daha düşük olduğunu belirten Sarıbal, litre başına verilecek süt desteğinin gecikmeden açıklanmasını ve ödemelerin yapılmasını istedi.
Salçalık domates üreticisinin fiyat sorunu
Torbalı, Tire ve Menemen başta olmak üzere salçalık domates üretilen bölgelerde fiyat ve ürün alımı sorunları yaşandığını söyleyen Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin yaklaşık 4 ila 5 lira arasında değiştiğini kaydetti. Bazı fabrikaların uyguladığı yüzde 20-30 oranındaki fire kesintilerinin ardından üreticinin eline geçen fiyatın 3 ila 3,5 liraya kadar gerilediğini ileri sürdü.
Sözleşmeli üretimin mevcut yapısıyla çiftçiyi korumadığını savunan Sarıbal; sözleşmelerin üretici örgütleri ve kooperatifler aracılığıyla yapılmasını, taban fiyatın bağımsız bir kurul tarafından belirlenmesini ve fire ölçümlerinin kamu denetimine açılmasını önerdi.
Fındık ve kuru üzüm için maliyet uyarısı
Toprak Mahsulleri Ofisinin Giresun kalite fındık için 255, Levant kalite fındık için 250 lira alım fiyatı açıkladığını hatırlatan Sarıbal, bu rakamların düşük verim alınan bahçelerde maliyeti karşılamadığını savundu. Akçakoca Ziraat Odasının verilerini paylaşan Sarıbal, dekardan 150 kilogram ürün alınması durumunda kilogram maliyetinin 242 lira 73 kuruş, verimin 120 kilograma düşmesi hâlinde ise 303 lira 42 kuruş olduğunu belirtti.
Kuru üzümde de artan girdi maliyetlerine dikkat çeken Sarıbal, Çiftçi-Sen’in kilogram maliyetini 93 lira olarak hesapladığını söyledi. Üretici kârı ve geçim payı eklendiğinde 2026 yılı için referans taban fiyatın en az 151 lira 50 kuruş olması gerektiği yönündeki talebi aktardı.
“Planlama sahadaki yaşamla uyuşmuyor”
Mevcut üretim planlamasının çiftçinin gelirini ve ürününün pazarlanmasını güvence altına almadığını öne süren Sarıbal, “Tarladaki yaşamla Ankara’daki plan birbirine uymuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Sarıbal, tarımsal planlamanın maliyet, destekleme, depolama, işleme, pazarlama ve dış ticaret politikalarını kapsaması gerektiğini belirtti. Üretici örgütlerinin, kooperatiflerin, ziraat odalarının, bilim insanlarının ve yerel kurumların karar süreçlerine katılması çağrısında bulunan Sarıbal, çiftçinin üretimden gelir elde edebildiği kamucu bir tarım modelini savundu.

0 yorum
Görüşlerinizi saygılı, açık ve konuya katkı sağlayacak biçimde paylaşın.
Henüz yorum yapılmadı
Bu habere ilk görüşü siz ekleyebilirsiniz.
BUN üyesi olarak giriş yapın
Telefon numaranızla ücretsiz kayıt olarak yorum yapabilir ve haber gönderebilirsiniz.